Ferhat Uludere


James adındaki küçük çocuk ne zaman yatağa girse abisi annesinin ısrarı ile yanında bitiyordu. Daha okuma yazma bilmediği, annesinin de genelde işi olduğu için abisi James’e kitap okumak zorundaydı. Büyük kardeş bu işi ikisi içinde eğlenceli hale getirmeyi başarmıştı. Annesinin kardeşine okuması için verdiği kitapları bir yana bırakarak, ona kendi seçtiği kitapları okumaya başladı. Su katılmadık Mark Twain, Wells ve Jules Verne hayranıydı. Okunan kitaplarda genelde bu yazarların kitapları oluyordu. James daha doğduğu dünyayı tanımadan başka dünyaların hikâyelerini dinleyerek büyümeye başladı. İki kardeş arasında kurulan bu maceralı dünyanın tek bir sorunu vardı. Abi kitabın en heyecanlı bölümlerinde uykusuna yenik düşüyor ve kitap yarım kalıyordu. James, abisi uyumaya başladığında kitabı eline alır ve anlamadığı harfleri tanımlamaya çalışarak maceranın nasıl devam edeceğini düşünmeye başlar ve dinledikleri ile düşlediklerini bir araya getirerek hayallere dalardı. Abisinin yol göstericiliğinde maceralara girmek ve başka başka yazarların düş dünyalarında dolaşmaktan sıkılıyordu. Romanların içinde yalnız olmak istiyordu. Dört yaşında okumayı öğrendi ve ağabeyinin yaptığını yaptı; yatmadan önce annesinin verdiği kitaplar yerine Jules Verne okumaya başladı. Her akşam Verne’nin benzersiz hayal gücünde yolculuğa çıkıyor, farklı coğrafyalarda kimsenin tasarlayamayacağı bilimsel maceralar içinde dolaşmaya başlıyordu. Hayatının ilk yıllarına böyle başlayan bir çocuk büyüyünce elbette ki yaşıtlarından biraz farklı olacaktı ve öyle de oldu. O daha çok küçük yaşlarda, belki de ilk anlamlı cümlesini bir kâğıda yazdığında kararını vermişti; bir gün yazar olacaktı ve odalarında yalnız uyumak zorunda kalan çocuklar onun maceralarına kendini kaptıracaktı…

Robert Jordan

James O. Rigney 17 Ekim 1948 tarihinde Güney Carolina’nın Charleston kentinde dünyaya geldi ve doğduğu yerde hayatına veda etti. 2007 yılında öldüğünde doğduğu ismi kullanmıyordu, çünkü tüm dünya onu Robert Jordan ismiyle tanıyordu ve doğal olarak ölen James O. Rigney değil, Zaman Çarkı’nı çeviren ve diyar diyar dolaşan savaşçıların hikâyelerini anlatan Robert Jordan’dı. 

James O. Rigney adındaki çocuk, biraz büyüdükten sonra Güney Carolina’da bir köyde yaşayan dedesinin yanında zaman geçirmeye başladı. Burası onun için gizemle dolu bir yerdi. Kentlerin çok uzağında toprakla haşır neşir oluyordu. Ormanın içinde dolaşıyor, hayvanlarla oyunlar oynuyor ve doğayla en doğru ilişkinin nasıl kurulacağını öğreniyordu. Geceleri kentlerde duyamadığı sesler duyuyordu, her çocuk gibi bunları düşlerindeki yaratıklarla özdeştiriyor ve her çocuk gibi bu karanlık ve seslerle dolu gecelerde kendini kahraman olarak görüyordu. Ama onun kahramanlığı biraz daha farklıydı. Ölmeden önce Türkiye’ye gelip kitap fuarında katıldığı panelde şöyle anlatıyordu o günleri ve o günlerin Zaman Çarkı serisine katkılarını. Çünkü Zaman Çarkı James adında bir çocuğun kurduğu bir düştü Robert Jordan için… 

“Fantastik edebiyatın birçok eserinde yer alan şu düşünce canımı sıkıyordu. Küçük sakin bir kasabaya güçlü ve bilge biri geliyor ve diyor ki: ‘Gelin! Beni takip edin! Hepinizi kurtaracağım!’ Ve küçük kasabadaki insanlar ‘Peki o zaman gelelim’ diyorlar. Çocukluğumda büyükbabamın çiftliğine gider, orada çalışırdım. Oradaki insanlar ile ilişkide olurdum. Ancak bana öyle geliyordu ki, aslında bu köylülerin bu güçlü ve bilge adama şu şekilde davranırlardı ‘Ha… Öyle mi? Tamam, sen önce bir gel bir bira iç, hatta bir tane daha, al bir bira daha.’ 16 tane bira içirdikten sonra da sarhoş bir biçimde onu kapının önüne koyarlar.”

Çocukluğundan beri yazmak istiyordu, ama bir yandan da hayatı için karar vermek zorundaydı. Yazacaklarını tasarlamasına rağmen daha kalemi eline almamıştı ve daha bir süre almayacaktı. Hatta hala James O. Rigney adındaki çocuktu ve kolay yolu seçim orduya yazıldı. Çocukluğundan beri okuduğu hikâyelerdeki savaşçılardan biri olacaktı. Güney Carolina’ndaki askeri koleje yazıldı. Burada fizik alanında eğitim aldı ve Askeri okuldan Nükleer Mühendisi olarak mezun olmasının arifesinde Amerikan ordusu Vietnam’a girdi. Savaş başlamıştı ve birkaç sene sonra o da savaşa gidecekti. Düşlerinde yarattığı savaşların bunlar olmadığı kısa zamanda anladı, ama savaşın içindeydi artık ve savaşmak zorundaydı. 2004 yılında Tüyap Kitap Fuarı için Türkiye’ye geldiğinde yaptığım söyleşinin ilk sorusu elbette ki Vietnam Savaşı olmuştu. Orada olmanın ileride yapacaklarına nasıl etki ettiğini ve savaşta neler gördüğünü… Sanıldığı gibi donanamaya hizmet etmediğiyle başladı söze ve şöyle devam etti… 

 “Nükleer mühendis olarak devlet hizmetindeydim ve donanma için de çalıştım. Ama sorunuzun amacına eğilecek olursak, fizik, matematik ve mühendislik yapıların nasıl biçimlendiği konusunda iyi bir fikre sahip olmamı sağladı: O yapı ister bir matematik formülü, ister bir bina ya da bir hikâye olsun. Vietnam’da savaşmamın yazı üzerindeki tek etkisi, en azından, benim farkında olduğum kadarıyla, şu oldu: Birinin beni öldürmeye çalışmasının nasıl bir şey olduğunu biliyorum, birini öldürmenin nasıl bir şey olduğunu da biliyorum. Vietnam bana, delikanlıların ebediyen yaşayacaklarını sandıkları bir çağda, kendi faniliğim konusunda bir farkındalık sağladı. Bunun yazımımı da etkilediğine inanıyorum.”

Savaş sonrasında ülkesine geri döndüğünde bir sürü şeref madalyası ve onur belgesi vardı. Cephede savaşmasa da o iyi bir asker olduğunu herkese kanıtlamıştı. Yirmili yaşlarının sonuna geldiğini hayatla sıkı bir hesaplaşmaya girdi. Artık ertelenemeyecek bir hal almıştı yazarlık onun için. İçinde bir yerde ortaya çıkmak isteyen Robert Jordan vardı ve içinden gelen sesi dinleyerek, ordudan ayrılıp yazmaya başladı. Ama Robert Jordan değildi hala, James O. Rigney da değildi artık… Reagan O’Neal, Jackson o’Reilly ve Chang Lung adında hayali insanlar olmuştu. Bu isimlerle yazmaya başladı. Yazdığı hikâyeler çeşitli dergilerde yayımlandı, hatta paraya ihtiyacı olduğu bir dönemde Jordan adıyla bir Conan dizisi kaleme aldı.

1986 yılında artık çocukluğundan beri beyninin bir köşesinde dolaştırdığı hikâyeyi yazmaya başlamıştı. İsmi yıllar öncesinden belliydi zaten, Zaman Çarkı olacaktı. Dört kitap olarak tasarlanmıştı. Serinin ilk kitabı Dünyanın Gözü tam dört yılda yazıldı. Değişerek, başka diyarlara giderek ve her hikâye için yineden başa dönerek geçen dört yıllık zaman… Kitap yayımlandığında 1990 yılıydı. Yayınlanır yayınlanmaz fantastik edebiyatın en önemli örneklerinden biri olduğu kabul edildi. Bu büyük bir başarıydı onun için, daha önceki yazdıklarında böyle bir başarı yakalayamamıştı ve bundan sonra Robert Jordan tüm dünyanın tanıdığı bir isim haline geldi.  

Jordan bundan sonraki tüm yaşamını yazmaya adadı. Dizinin editör Harriet McDougal ile evlendi ve aile hayatının iyice içine girdi Zaman Çarkı. İlkinin yayımlanmasının ardından okurlar uzun yıllar beklemeyecekti. Serinin diğer kitapları arka arkaya gelecekti ve dizinin dört kitapta bitmeyeceği yavaş yavaş anlaşılmaya başlamıştı. “Dünyanın Gözü’nü bitirdiğimde tüm seriyi altı kitapta bitirebileceğimi düşünüyordum. Büyük Av’ı bitirdiğimde ise artık altı kitabın yetmeyeceğini anlamıştım ve toplam kaç kitap olacağı hakkında bir fikrim de yoktu. Hikâyeleri anlatacağım sayfa sayıları ile ilgili de oldukça yanlış tahminlerde bulunmuştum.”

Dizinin on birinci kitabı Düş Hançeri 2005 yılında yayımlandığında Robert Jordan hastaydı. Amyloidosis adı verilen hastalıkla mücadele etmesine karşın on ikinci kitabı yazıp diziyi bitirmeye kararlıydı. Hatta dizi bittikten sonra bir iki ek kitap da yazacağını söylemişti Türkiye’ye geldiğinde, ama onlar olmasa da en azından Zaman Çarkı son bulmalıydı. 12. kitabın isme Işığın Anısıolacaktı. Hastalık onu iyice elden ayaktan düşürdüğünde artık yazamayacak duruma gelmişti. Çocukluğundan beri kafasında kurduğu hikâyeyi bitiremeden Zaman Çarkı durdu ve dünya kapkaranlık bir hale geldi onun için, hatta dünya olmaktan çıktı. 

16 Eylül 2007 günü kendi kurduğu dünyanın içine giriverdi ve şimdi Vietnam Savaşı’na katılan o çocuk kendi kurduğu dünyada savaşıyor. Zaman Çarkı ise Robert Jordan’ın ölümünden sonra Brandan Sanderson tarafından yazarın aldığı notlara dayanarak bitirildi. 

Yorumlar