Tayfun Poyraz


Sosyal İkilem, büyük sosyal medya şirketlerinin, insanları yarattıkları platforma bağımlı hale getiren algoritmaları ve bu algoritmaların insanları nasıl manipüle ettiğini anlatıyor. Ayrıca, platformların kullanıcıları reklamlarla hedeflemek için kişisel verileri nasıl topladığını ve işlediğini de açık bir şekilde gösteriyor.

Belgesel dünya çapında en çok izlenenler arasına girdikten ve büyük bir ilgi gördükten sonra Facebook’tan bir açıklama yayımlandı. Sosyal İkilem içerisindeki röportaj yapılan eski Facebook ve diğer büyük teknoloji şirketi çalışanlarının dile getirdiği iddiaların çoğunu yalanladı tabii ki.

Facebook’un reklam destekli bir platform olduğu ve bu reklamlar sayesinde platformun tüm kullanıcılarına ücretsiz olarak sunulduğu vurgulandı.

Yapılan açıklamada kullanıcıların verilerinin sadece reklam satmak için toplandığı ve bu verilerin yani kullanıcıların davranışlarının reklamverenlere satılan ürünü temsil ettiği belirtildi.

Belgeseli izleyenler için bu ciddi bir iddia. Çünkü Sosyal İkilem’de kullanılan kurgusal karakter, sosyal medya reklamları nedeniyle siyasi olarak manipüle ediliyor ve radikal görüşlü topluluklara çekiliyordu. Yani Facebook’un iddiası, bu karakterin manipüle edildiği için değil, zaten o görüşe meyilli olduğu için o gruplara katıldığı yönünde.

Sosyal İkilem ne kadar ileri gidiyor?

Sosyal İkilem belgeselinde, içinde bulunduğumuz dünyayı en basit haliyle anlatmak için güzel metaforlar kullanılmış. Mesela, kurgusal karakterimizin sosyal medya platformlarını daha fazla kullanması ve etkileşimde kalması için arka planda çalışan insanlar gibi. Algoritmanın güzel bir metaforu sayılabilir bu. Ancak sonuçlarına baktığımızda insanı hayli ürkütüyor.

Belgesel sosyal medya platformlarını ve kullanılan algoritmaları öcü gibi gösteriyor ama bir şey unutuluyor sanki.

Bütün bunlarla nasıl mücadele edeceğiz?
Sosyal İkilem’de kullanılan kurgusal ailemizde akıllı telefonlardan belli bir süre uzaklaşmayla ilgili bazı sahneler bulunsa da, bağımlılık düzeyine gelmiş bu durum için bir çözüm önerisi gibi görünmüyor.

Peki Sosyal İkilem gerçekten bizi uyarıyor mu?

Sosyal İkilem belgeselinden sonra insanların sosyal medya hesaplarını kapattığı ya da kullanımına ara verdiği gibi haberler yayımlandı. İlginç olan ise bu haberlerin insanlara sosyal medya aracılığı ile iletilmesiydi.

Belgeselde görüşülen kişiler sosyal medya platformlarının eski çalışanları. Çalışanlar derken normal yazılımcılardan bahsetmiyoruz. Hepsi üst düzey yönetici, karar alıcı ve tasarlayıcı konumundaki insanlar. Ve Sosyal İkilem’de bize gösterilen şey, hepsi bu işe dünyayı daha güzel bir yer haline getirmek için başladıkları.

Buna inanalım mı?

Hiçbiri geliştirdikleri teknolojinin kullanıcıları manipüle edebileceğini fark etmemiş miydi gerçekten?

Sosyal İkilem, Netflix’in sosyal medya karşıtlarının hoşuna gitmesi için sunduğu bir fantezi dünyası olabilir mi peki?

Biz ne yapabiliriz?

Ülkemizin 2021 yılına girdikten sonra, pandemi dışındaki ilk gündemi WhatsApp’ın yeni kullanıcı sözleşmesi olmuştu.

Sözleşmenin duyurusu yapıldıktan sonra herkes konuyla ilgili bir şeyler söyledi. Herkes durumun ne kadar ciddi olduğundan bahsetti. Facebook’un şirketi WhatsApp’ı, Facebook’un şirketi Instagram üzerinden ve diğer sosyal medya platformlarından kötüledi.

Ardından diğer mesajlaşma uygulamalarının manipülasyonlarıyla herkes rahat bir nefes aldı. Artık tehlike sona ermiş ve herkesin telefonlarına ikinci hatta üçüncü uygulamalar indirilmişti.

Kişisel olarak nasıl korunabiliriz?

Öncelikle, Sosyal İkilem belgeseli ve bu konuyla ilgili tartışmalar farkındalığımızı artıran etmenler. Özellikle belgeselde anlatılan algoritmanın çalışma mantığını kavradıktan sonra davranışlarımızı buna göre değiştirebiliriz.

Bunun yollarından biri sosyal medya platformlarındaki gizlilik ayarlarınızı değiştirip kısıtlamaktır. Bu sayede hem kitlenizi hem de platformdaki paylaşımlarınızı üçüncü parti data toplayıcılardan koruyabilirsiniz.

Ancak bu yöntem, kullandığınız platformun verilerinizi işlemesine engel değildir. Yani kullandığınız sosyal medya platformundaki okuduğunuz yazılar, beğeniler, yorumlar ve hatta üzerinde biraz fazla durulan resimler bu platformlar tarafından kaydedilmeye devam edecektir.

Bu nedenle, yapılacak en iyi şeylerden biri belki de bu platformlarda geçirdiğimiz zamanı sınırlandırmak, mümkün olduğunca azaltmak. Hayatımızda ne kadar büyük bir yere sahip olduklarını düşündüğümüzde elbette kullanılabilir bir yöntem olarak görünmüyor bu. Hangimiz arkadaşlarımızın neler yaptığını merak etmeden bir gün geçirebiliriz ki? Ya da geçmiş yıllardan anılarımızı paylaşmadan ne kadar durabiliriz?

Uzun vadede, kişisel verilerin dijital platformlara akışının engellenmesi yasal değişiklikle mümkün olabilecek gibi görünüyor. Geçtiğimiz yıllarda Avrupa Birliği ülkelerinde yürürlüğe giren GDPR’nin bu konuda sert önlemler aldığını ve ülkelerin buna benzer yasalar çıkarması gerektiği söyleniyor.

İçinde bulunduğumuz durum gerçekten bir Sosyal İkilem ise bunu çözmek için birkaç Silikon Vadisi eski çalışanının pişmanlık dolu sözlerinden çok daha fazlasına ihtiyaç var gibi.

Ve gerçekten bir Sosyal İkilem’deysek, bu belgeselin bir şeyleri manipüle etmediğini söyleyebilir miyiz? Hatta bu yazı bile bizi bir şeylere manipüle ediyor olabilir mi?

Yorumlar