Ferhat Uludere


IT – 1990

Çocukken palyaçodan korkup korkmadığımı hatırlamıyorum, ama izlediğim korku filmlerinden ziyadesiyle etkilenip kendime gün yüzü görmemiş korkular yarattığım bir gerçekti. Yürüyen iskeletler, yastığa başımı koyduğumda beni kovalamaya başlayan ama korkuttuğum için bir kere bile ne olduğuna dönüp bakmadığım gece yaratıkları, iblisler vs…

Bu korkuların yanında hiç korkmadığım figürler de vardı. Vampirlerden korkmuyordum mesela, zombiler de öyle… Dönem itibariyle korku sinemasının başat karakterleri olmalarına karşın etkileri çok kuvvetli değildi. Çünkü biz The Lost Boys filmiyle büyüyen çocuklardık ve bir araya geldiğimizde neler yapabileceğimizi orada görmüştük. Aynı zamanda O’da karşımıza çıkan “Kaybedenler Kulübü” de gücümüzün bir temsiliydi. Benzer bir kulüp kurmuş, olası bir vampir saldırısına karşı koyabilmek için kazıklarımızı hazırlamaya bile başlamıştık. Lüleburgaz’a musallat olacak herhangi bir vampiri anında yok edebilirdik. Vampir ve zombilerin üstesinden geleceğimiz inancına rağmen bu birliktelik ortak korkular da yaratmıştı bizde. Biri zihninde yeni bir korkuyla yanımıza geldiğinde, onunla nasıl başa çıkabileceğimizi bulana kadar ortak korkumuz oluyordu. Daha sonra yeniyor ve yeniliyorduk korkularımızı.

Pennywise beni ve bizim kuşağı etkilemiş olmasına rağmen yarattığımız diğer korkuların gölgesinde kalmıştı. Yaş aldıkça diğer korkular azalırken Pennywise ile şekillenen palyaço korkusu sadece bizim kuşakta değil, hemen hemen herkes de çoğalmış görünüyor. Filmin vizyona girmesinin ve kitabın yayımlanmasının üzerinden epey zaman geçmesine rağmen sosyal medya hesaplarından yapılan paylaşımlar bunu gösteriyor.

Palyaçonun ortaya çıkışı milattan öncesine dayanıyor, ama palyaço korkusunun ziyadesiyle modern bir korku olduğunu düşünüyorum. Bir eğlence figürü olarak ortaya çıkan palyaço farkı şekillerde varlığını sürdürdü ve 1850 yılına kadar tarihlenmedi. 1850 yılında Joseph Grimaldi sirkte sahne aldı ve gümünüz palyaço anlayışının temelleri atıldı. Joseph Grimaldi kostümünü üzerine geçirip yüzünü boyadığında “Joey” adını kullanıyordu ve bu isim daha sonra birçok palyaçoya ilham oldu. Amerikan İç Savaşı sırasında Amerika’nın da ilk şöhretli palyaçosu ortaya çıktı. Dan Rice’ın Sam Amca’ya esin kaynağı olduğu bile söyleniyor. Aynı dönemde Avrupa’da Coco, Toto, Grock adıyla üç palyaço ünlendi, SSCB’nin en sevilen palyaçosu ise Oleg Popov’du.

Bu palyaçolar birer korku figürü değildi elbette, ama hayatları da çok iyi gitmiyordu. Joseph Grimaldi’nin gülen yüzünün arkasında büyük bir hüzün gizliydi. Grimaldi psikopat babası tarafından işkencelere mazur kalmış, evlendiği karısı doğumda ölmüş, oğlu ise 31 yaşında alkol komasına girerek hayata veda etmişti. Joseph Grimaldi yüzündeki boya ile tüm geçmişini gizliyordu. Joey şeklini aldığında insanları eğlendiriyor ve kendi kaderini yaşamaktan da bir süre uzaklaşıyordu. Çünkü boyanmış bir yüz her şeyi gizliyordu. Makyajla birlikte sadece palyaçonun geçmişi değil tüm kimliği gizleniyordu. Duygular, ifadeler, yüz hatları ve ruh hali ortadan kalkıyordu. Bu belirsizlik yüzünden de günlük ilişkideki güven duygusu fazlasıyla zedeleniyor, hatta tamamen kırılıyor. Hal böyle olunca boyaların arkasındaki palyaço güvenilmez biridir artık. Ve ondan korkulur. Çocukların ilişkileri güven duygusuna dayanmadığı için palyaço onlara komik gelebilir, ama yetişkinler için aynı şey söz konusu değildir. Bu yüzden de palyaço korkusu yetişkinlere aittir.

Palyaço korkusu yetişkinleri ait olduğu için John Wayne Gacy kendini en rahat çocukların yanında ifade edebiliyordu. Çocuklar ona “Pogo” adıyla sesleniyordu. Çünkü o partilerin hepsine palyaço kıyafetiyle katılır ve herkesi eğlendirirdi. Yetişkinler ise onu inşaat firması olan saygın bir iş insanı olarak tanıyordu. Palyaço numaralarını çocuklara tecavüz edip onları öldürmek için kullandığı daha sonra ortaya çıktı.

John Wayne Gacy

Demokrat Parti’nin de bir üyesi olan John Wayne Gacy yakayı ele vereceğini anlayınca 22 Aralık 1978 tarihinde polise teslim oldu ve işlediği cinayetleri itiraf etti. Yaptığı itirafta içinde dört ayrı John’un barındığını söyledi. Bunlardan biri müteahhit John idi, ikincisi Palyaço John, üçüncüsü politikacı John ve dördüncü kişi ise Jack Hanley’di. Cinayetleri işleyen tabii ki Jack Hanley’di. Palyaço Pogo ise katili gizliyordu.

John Wayne Gacy ilk bakışta Pennywise’ın esin kaynağı gibi görünse de Stephen King durumun sanıldığı gibi olmadığını açıklamıştı. Yazar, Pennywise’in esin kaynağı olarak televizyon şovu olan Howdy Doody’nin dilsiz palyaçosu Clarabell the Clown, palyaço Bozo, ve McDonalds’ın reklam yüzü olan Ronald McDonald’ı gösteriyordu.

Stephen King (IT Bölüm 2 – 2019)

Stephen King’in yarattığı Pennywise da gerçek bir görüntü değildi. Çünkü kitap insan algısını aşan bir karakteri anlatıyordu. Film sadece Pennywise ve devasa bir örümceğe odaklansa da “O” uzaydan gelen bir şekil değiştirendi. Sürekli insanların korkularını tetikleyecek kılıklara giriyordu. Kurtadam, mumya, uçan sülükler, pirana sürüsü, köpekbalığı, Dracula, Frankenstein’in canavarı ve zombiler onun girdiği kılıklardan bazılarıydı. Çünkü; korkmuş etin tadı daha güzeldi…

Yorumlar