Röportaj: Sedef Başcı

Beril Erbil, “Aynadaki Porno Yıldızı” adlı ilk öykü kitabını Edisyon Kitap etiketiyle çıkardı… Onu bu kitaptan önce çok az tanıyan ben, kitap çıkmadan hemen önce hikayeleri okurken yakınlık duymuştum ilk. Çünkü anlattığı hikayelerde kadınlar beni konuşuyordu, annemi, anneannemi, en yakın arkadaşımı ya da dinlediğim başka bir hikayenin başka bir kadın karakterini… Tanıdıktı hepsi, şehirden, nispeten güçlü görünen insanların içinden. “Aynadaki Porno Yıldızı”ndaki kadınlar bakmadığımız, düşünmediğimiz bir yerdendi ve bu yüzden “ayna” olmuştu bize… Her ne kadar ilk bakışta adını görenlerin önyargılarına maruz kalsa da, kitap okundukça tavsiye edilmeye devam ediyor. Kendisine hem yolculuğunu hem kitabının ayrıntılarını sorduk…

Beril Erbil Fotoğraf: Hakan Bayhan
  • Öncelikle seni tanımayanlar için kendini bize anlatmanı rica edebilir miyim? Kimdir Beril Erbil?

1982 İzmir doğumluyum. İşletme okudum ve uzun süre uluslararası kurumsal bir firmada analistlikten yetkinlik geliştirmeye, satın almadan kategori müdürlüğüne pek çok pozisyonda, pek çok kişiyle çalıştım. Edebiyata, dile ve yazıya olan merakım ise çok eskilere dayanıyor. Okuma yazmayı öğrendikten kısa süre sonra günlük tutmaya başladım. Karşıma çıktıkları için çok şanslı olduğum öğretmenlerim sayesinde ilk öykümü 1996-97 gibi yazdım. Sonra da -bazen ikinci planda kalsa da ya da hiç kimseye anlatılmasa da- okumak ve yazmak hiç çıkmadı hayatımdan. İş hayatına paralel bölgesel dergilere yazılar yazdım, söyleşiler yaptım. Kurumsal hayatın çarklarını terk etme kararıyla birlikte şekillendirdiğim hayatımı ise bugün edebiyatla iç içe kurmuş durumdayım. Psikoloji yüksek lisansımın ardından, atölyeler ve okuma gruplarıyla birlikte insanların hayatına edebiyatı katmak, edebiyatla olan bağlarını güçlendirmek, yazılan metinlerin edebiyat bilinciyle yazılmasını sağlamak için çalışıyorum. Editörlük işleri de eklenince sürekli okuyup yazıyorum. Yakın zamanda da ilk kitabım Edisyon Kitap tarafından yayımlandı. 

  • Peki ben her şeyden önce en merak edilen konuyu sormak istiyorum, kitabının adını! “Aynadaki Porno Yıldızı” bize pornoyu çağrıştıran şeyler mi anlatıyor, bu isim neden seçildi bize biraz anlatır mısın?

Ne iyi yaptın bu soruyu sorarak! Kitabımın ismine gelen tepkiler artık beni de şaşırtıyor! Sanırım bu durum içinde yaşadığım toplumu ve değer yargılarını daha da iyi anlamamı, belki de bambaşka bir açıdan bakmamı sağlayacak. Öncelikle belirtmeliyim ki, kitabımı içinde pornografik öyküler bulmak beklentisiyle alan kişi büyük hayal kırıklığına uğrayacak. Sadece adı sebebiyle almaktan veya okumaktan kaçan kişi ise bir şey kaçıracak demeyeyim ama bu kişilerin cinsellik ile ilgili tanımlarına, içsel yargılarına, gölge taraflarına ve tabularına bakmaları gerektiğini düşünüyorum. 

Kitabın adının hikâyesine gelince… Aynadaki Porno Yıldızı adlı öykünün ilk taslağını yazdığımda bir nesne olarak aynadan yola çıkan bir öykü kurmuştum. Bu öyküde erginlenme sürecini tamamlayamamış, yaş olarak olgunlaşsa da gerçek anlamda büyüyememiş, safdil bir kadının kocasıyla yaşadığı sorunlu evlilikten uyanmasını anlatıyordum. Bu uyanış anı; kocasıyla yaşadıkları duygusuz, ruhsuz, tecavüz gibi bir cinsel ilişki anında kendi yansımalarını aynada görmesi ve o aynada kendini ucuz bir pornoda hissetmesi neticesinde meydana geliyordu. Kadının varoluşuna ters gelen bu an onun hayatının dönüm noktasıydı. 

Cinsellik sadece seks değildir. Kişinin dünyayla bir bağ kurmasıdır, kişinin kendini canlı hissedebilmesidir, anlam bulmaktır, yaratımdır, temastır, kendini duymaktır. Varoluşçuluk genel anlamıyla bunu söyler. Bu öykünün kahramanı olan kadın bunların hepsini kaybetmiştir ve o anda farkına varır.

Ve ben bu öyküyü yazmaya başladığım zaman, eğer yazabilirsem, bu kaybedilenlerin fark edilişini ve farklı kadınların uyanış anlarını yazacağımı, bu fikrin etrafında farklı öyküler kuracağımı biliyordum. Bunu anlatan kitap ismi de tüm hikâyesi ile bundan başkası olamazdı. Ben isimden emindim, yine de dosyamı hazırladığımda güvendiğim ve edebiyatı kendine düstur edinmiş, kıymet verdiğim bir iki edebiyatçıya da isim konusunda danıştım. 

Beril Erbil Fotoğraf: Hakan Bayhan
  • Kitapta birden fazla kadın aslında pek de bakmadığımız bir yerden ele alınmış, bu kadınların çıkış noktaları sen misin yoksa esinlendiğin başka kadınlar oldu mu?

Ataerkil kurallarla yönetilen bir dünyada bir kız çocuğu olarak dünyaya geldiyseniz muhtemelen birtakım baskı ve eşitsizliklerle büyütülürsünüz. Gelenek böyledir. Anneannenizden annenize, oradan da size geçmiştir. Bu baskı ve eşitsizlikler bazen ayan beyan ortadadır, bazen de o kadar gizlidir ve o kadar herkesin içine işlemiştir ki siz doğrusunun o olduğunu sanırsınız, sorgulamazsınız bile. Ve bu durum sizin sesinizi kısar, yaratıcılığınızı keser, yanlış ilişkiler kurmanıza sebep olur. Bunların hepsi mutsuz bir hayata sürükler insanı ve erk yeni döngülerini yaratır. 

Ben belki görece şanslı bir çocuktum ama ben de bu dünyada büyüdüm. Güç savaşlarının, kadın ve erkek ezen ve ezilenlerin çok olduğu bir uluslararası kurumsal bir firmada çalıştım. İnsanlarla iyi kötü ilişkiler kurdum. Bu dünyada bize uysal olmak öğretiliyor, ses çıkarmamak, kurallara uymak, şirketin çıkarları için çalışmak, aileyi kurtarmak, ailen için kocan için çocuğun için kendinden taviz vermek, alttan almak, dayanmak… Ben bu çarktan çıktığımda duygusal ve ruhsal olarak epey yorgundum. Sonra gördüm ki benim gibi çok kadın var. Ve hatta bu duyguları yaşayan başka erkekler…

Kitaptaki öyküler ise bize bu duyguları yaşatan anlardan kuruldu. Hiçbir kadın karakter tamamıyla gerçek hayattan değil. O anları anlatabilmek için orada olması gereken karakterler yarattım. O anlar ve karakterler bazen kendi hayatımdan, bazen gözlemlediğim bir hayattan, bazen duyduğum bir hikâyeden, bazen de okuduğum bir metinden esinlenerek doğdu.

  • Kitabında aslında pek de düşünülmeyen bir konuyu ele aldığını düşünüyorum, büyük kentlerin, aydınlık kadınlarının yaşadığı “fiziksel ya da psikolojik” şiddet biçimleri. Biz genelde daha kırsalda, küçük çevrelerde yaşayan kadınların uğradığı şiddetleri, baskıları okuyor ve konuşuyoruz… Bu kadınlar daha olduğundan mı sence yoksa senin ele aldığın aydın, şehirli kadınlar daha mı sessiz kalıyor bu baskılara?

Bir şeye dışarıdan bakmak ve bir şeyi dışarıdan görmek her zaman daha kolay oluyor. Fiziksel şiddet, şiddetin daha çabuk ve rahat ayrıştırılabilen tarafı. Bir taraftan da insan başka bir aileye, başka bir kişiye bakıp onları daha rahat eleştirip daha rahat yargılarda bulunabilir. Ben şiddete, güç ilişkilerine ve erke biraz daha psikolojik ve pek görünmeyen tarafından bakmak istedim. Şehirli kadınlar sessiz kalmıyorlar belki ama belki de büyük bir bölümü normal saydığı için farkında bile değil yaşadığı bu tarz şiddetin. Olması gerektiği gibi olan ve iyi görünen hallerde; güzel evlerimizde, güzel işlerimizde, okuduğumuz okullarda, çalıştığımız işlerde, kurduğumuz ailelerde başarılı görünen şeylerin ne kadar başarılı olduğunu, ne kadar kendimiz olabildiğimizi sorgulamaya çalıştım ben bu öykülerde. Kendi içimize bakmaya cesaret edebilir miyiz, kendi kodlarımızın farkına varabilir miyiz, eril ve dişil özelliklerimizi ahengiyle yaşayabilir miyiz diye sordum hep. Ve tabii, içimizdeki gücü görüp yeni ve daha gerçek dünyalar yaratalım, daha gerçek bağlar kuralım istiyorum.

Beril Erbil Fotoğraf: Hakan Bayhan
  • Kitap çıkalı 2 ayı geçti, gelen tepkiler nasıl? İsime takılıp sonra bunun için özür dileyen oldu mu? 

İsimden başlayayım. Beni tanıyan, duruşumu bilen kişiler bildiğim kadarıyla isme hiç takılmadan kitabımı alıp sosyal medyada da rahatlıkla paylaştılar. Hatta “İsmine bakma, oku bu öyküleri” diye isim konusunda tereddütlü bakan arkadaşlarına da kitabı okutanları biliyorum! İsme tepkisi olan muhtemelen kitaba elini sürmüyordur, beni az tanıyıp ismi ilginç bulanlar da bunun bir reklam ismi olduğunu düşünüyor olabilirler.

İsimden bağımsız tepkilere gelince… Kadın erkek farklı okurlardan beni çok mutlu eden, öykülerin anlaşıldığını hissettiğim, güzel yorumlar aldım. Kimi maille kimi mesajla kimi de sohbet esnasında… Öykülerdeki karakterlerden, anlara, duygulara, üslubuma kadar pek çok yorum geldi. Tabii bu kişiler genelde yakın veya uzak tanıdığım insanlar… Gerisini bilmiyorum. Okur çemberi genişliyor. Ben de cesaret eden okurların, fırsat verip okuyan edebiyatçıların tepkisini merakla bekliyorum.

Yorumlar