Didem Görkay

Bir kuyrukta bekleme esnasında başlayan ve başlar başlamaz yaptığı yazınsal göndermelerle okuyucuyu edebiyatın merkezine çeken bir roman izlenimi yaratan İskoç yazar Ali Smith’in Sonbahar adını taşıyan kitabı, bu izlenimi romanın sonuna kadar yarattığı içerikle gerçeğe dönüştürmekte ve tarihi, edebi ve sosyal olaylara göndermelerle çokluğa tanıklık eden ve ettiren bir roman. Kafka Kitap etiketiyle yayınlanan roman, 2017 yılında Man Booker Ödülü’ne de aday olarak gösterildi.

Ana karakter Elisabeth ve en az onun kadar kurguda önemli bir noktada yaratılan Daniel-Bay Gluck arasında geçen ve geri dönüşle günümüz arasında gidip gelen kurgusal bir zamana sahip olan romanda Elisabeth’in çocukluğundan başlayıp onun olgun bir birey olana kadar geçen süreci anlatan roman, bu dönem aralıklarına denk gelen toplumsal bağlamı da işlemektedir. Elisabeth’in yolu Daniel ile kesiştikten sonra aralarında geçen düşünsel paylaşımlar kitaba kalburüstü bir içerik katmıştır. İlk tanıştıklarında orta yaşın üstünde olan Daniel, tüm roman boyunca hayattadır ve yaşı yüzü geçer. Bu, onun Elisabeth ile çokça paylaşım yapmasına ve ona dek edindiği alımlama, yaşantı ve tecrübelerini ona özgün bir biçimle anlatmaktadır. Bu paylaşımlar esnasında arka planda yaratılıp merkeze oturtulan resim ve kolajlar, romandaki içeriksel akışına disiplinler arası bir ilişki katmıştır.

Avrupa Birliği süreçleri, göçmen sorunu, Brexit gibi geçmişte var olup üstüne yenileri eklenen ve devam eden dönemsel politik eylemlerin kurgu akışına yerleştirilen romanda okuyucu, sık sık okuduğum metnin gerçekten ne kadar uzakta sorusunu kendisine sormaktadır. Kurgu ile gerçeğin başarıyla örtüştürülmesi ile sağlanan metinsel bütünlük, okuma sürecinin dikkatli ve çözümleyici bir şekilde okunmasını gerektirmekte ve bu durum okuma ediminden alınan okuma zevkini arttırmaktadır.

Bir yandan Daniel’in Elisabeth’in zihninde yaratmak için betimlediği kolajlara ilişkin cümleleri okurken, bir yandan da yazarın başarıyla kotardığı parçaçıl anlatımla okuyucu farklı zaman dilimleri arasında gelgitler yaparak dönemsel bağlamları netliğe kavuşturmaktadır. Okuyucu olarak okuma sürecinde kurgusal olayların geçtiği mekanlara ve bireylere ait özellikleri de okuyarak metne ilişkin alımlamaları sağlamaktayız.

Olay akışı ile beraber derinleşen bağlamsal ilişki ilkin postanede başlayan dikkat çeken diyaloglar eşliğinde ilerlemekte ve postane olayların ilerleyen zamanlarında tekrar ortaya çıkarak ironik bir şekilde devam etmektedir. Okuyucu, bunu yazarın devletlerin bürokratik hantallıklarına bir eleştiri olarak algılamaktadır.

Geçmişle gelecek arasında sıklıkla gidip gelen olay içeriklerini paralel oluşturan ve kiminde şiirsele kayan yan bağlamların varlığı, romanın dilsel yönüne katkı yapmıştır. Bu durum olay akışlarıyla birlikte okuma sürecini zevkli kılan bir diğer unsur olmuştur. Dilin sade olması bu ikili ilişkinin daha da görünür kılınmasını sağlamıştır.

Belki de yazar, kurgu sürecini bize karakterinin ağzıyla belirtir gibi okuyucuya bu satırlarla ulaşır:

“Aslında bu işte feci derecede kötüyüm, dedi adam. Ama faydalı, eğlenceli, akıllıca ve nazik bir şeyler uydurabilirim. Seninle benim ortak noktamız bu. Tıpkı canımız isterse başka biri haline gelme becerimiz gibi.” (s. 49)

Romanın dikkat çeken özelliklerinden biri de az karaktere sahip olmasıdır. Bu, kuşkusuz yazara yarattığı karakterleri derinlemesine çözümleme alanı kolaylığı sağlamıştır. Karakterlerin düşünsel ve yaşamsal yönlerini okuyucuda iz bırakacak düzeyde başarılı bir yapıda yaratmıştır.

Özellikle Elisabeth üzerinden yapılan geri dönüşler ile tarihsel bağlam iyi oturtulmuştur. Bu bölümler, anlatılan bölümlerdeki dönemlerin net olarak anlaşılmasına katkı sunmuştur. Bunlara eşlik eden edebiyat göndermeleri de romanın katmanlılığını arttırmıştır. Bunlar, Elisabeth ile Daniel’in uzun ve zamana yayılmış yürüyüşlerin sayesinde kurguda kendine yer bulmuştur. Kimi kez bilindik masallara getirilen yeni yorumlar, kurgudaki kolajlar ile de birleşince anlatım okuyucu için renkli bir kimliğe bürünmektedir. Bu gelişmeler olurken, kitabın ismine bir atıf yapılmak istenmiş gibi sonbahar hem doğa hem de insanların yaşamında kendini belli etmeye başlamıştır.

Daniel’in ilginçliği kurgunun temel taşıyıcısıdır. Tıpkı şu cümleler gibi:

“Nereden başlasam? Kelebeğin anteniyim. Boyanın yapıldığı kimyasal maddeyim. Suyun kıyısındaki ölü insanım. Suyum. Kıyıyım. Deri hücresiyim. Dezenfekten kokusuyum. Nemlendirmek için senin ağzına sürdükleri şeyim, hissedebiliyor musun? (s. 160-161)

Hissetmek

Okuyucuyu bekleyecek olan birçok şeyden biri olacak.

Yorumlar