Didem Görkay


Edebiyat kurgusal bir alandır ve okuyucu da bu ön kabulle okuma sürecine girer. Tabii bu kurgu, kimi zaman gerçeklikten bir işaret fişeği alır ve okuyucunun zihnini biraz da gerçeklik bağlamına çeker, sonrasında da okuyucu yazara bir göz atar.

Toni Morrison, bu yönüyle romanın bağlamına paralel giden bir yaşam çizgisine sahip. Siyahi ve kadın hakları içinde geçen bir yaşama eşlik eden yoksulluk, sindirilme; bunların yol açtığı buhranların yarattığı bir kadın olan Morrison, yaşadıklarını özümseyerek edebiyatında kullanmış, okuyucular tarafından çok beğenilen Aşk’ın içeriği de bu yönde gelişmiştir.

Edebiyat, yetiştiği kültürün bağlamıdır ve yetiştiği kültürün bileşenlerini görünür kılan, onları metinlerde kullanılan bir yapıdır. Farklı kültürler farklı yazınsal metinler doğurur. Bu kültürel farklılıklar kimi zamanlarda ortadan kalkar ve tarihin bazı dönemlerinde bazı süreçlerin seyri birbirine benzer, çoğunlukla bir toplumun onlarca yıl önce geride bıraktığı bir toplumsal yapıyı çok uzak bir toplum yeni yaşıyor olabilir. Kadına yönelik şiddet, çocuk istismarı, çocuk gelinler, yoksulluk şu an modern dünya olarak atfedilen ülkelerin gündeminde olmayan ancak buna karşın dünyanın geri kalanında her gün yaşanan sorunlar olarak karşımıza çıkmaktadır. 

Bir Amerikan edebiyatı ürünü olmasına rağmen Aşk’ın temel bağlamı yukarıda saydığımız konular. Amerikan rüyasını ve banliyölerdeki yaşamın zorluğunu kendine konu Morrison tanıklık ettiği acıyı romana başarılı bir şekilde yansıtıyor. Aşk’ın ayrıca bu içeriğe eşlik eden uyumlu, ince işlenmiş ve okuyucuyu etkileyen bir dili var. Roman dilinin bu kadar başarılı olmasında kuşkusuz çevirmen Püren Özgüren anlamsal yönü detaylı şekilde yakalayıp kaynak dile yaptığı nitelikli çevirinin de etkisi bulunuyor. Yazarın ince dil kullanımı, betimlemelerindeki etki, karakterleri yansıtırken gösterdiği başarısı ve olay akışlarında kurgunun gerçeğe teğet geçirilmesi tüm bunların okuyucunun alımlamasında başarılı bir yer edinmesini sağlamış. Ana karakter Junior’un bebeklikten başlayan yaşamına odaklanan roman, onun yakın çevresi ile yaşadığı olumsuzlukları; yurt hayatını, yaşamına giren çıkan kişileri ve tanık olduklarını içeriyor. Yaşadıklarını iç dünyasında evirip çeviren genç kızın yaşamı, dönemin ve genel olarak siyahîlerin Amerika’da yaşadığı zorlukları anlatmak için bir araç görevi görmüş.  

On bölüme ayrılan romanda her kısımda olan ve ana akıştan ayrı olarak yazarın eklemlediği, şiirsel bir dille yapılan anlatımlar kitabın içerik çoğunlukla da dilselliğine de daha incelikli bir yön katmış.

Kurgu olarak sert bir yaşam mücadelesi veren kadınların birlikteliği, kırılmaları, düşleri, genelde acı ama kiminde umuda dönük hikâyeleri, Morrison’in masasından çıkarken dışa yansıttığı yorumsa; edebiyatın sosyolojiye, psikolojiye ve insanı ilgilendiren diğer tüm bileşenlere ne denli malzeme sunduğunu bir kez daha hatırlatıyor olması. Bir çocuğun oyun çağından yaşlı bir adamın eşi olmasına kadar yaşadıkları, anlatımları, dıştakilerin olaya bakışı ve bunlara ilişkin getirdikleri yorumlar her ne kadar kurgusal bir izleğin sonucu da olsalar gerçek bireylerin görmezden gelemeyeceği, benzer durumlar karşısında vereceği tepkilerin rengine de gönderme yapıyor.                                 

Kötü eğitim, sağlık, beslenme ve aile bağlarının zarar gördüğü yaşamları anlatan romanın bir diğer içeriği ise tüm olumsuzluklara rağmen kadınların birbirlerine olan desteği… Düşen, şiddet gören, ötekileştirilen, etiketlenen ve mutsuzluğun labirentindeki kadınların kimi kez tüm bu şartlara rağmen birbirine destek olmaları yazarın örtük amaçlarından biri olarak sayılabilir.

Toni Morrison’un incelikli dili, Püren Özgüren’in başarılı çevirisi, içerik olarak zor yaşam şartlarındaki insanların yaşamına derinlemesine ve geniş bir perspektifle yapılan gözlemleri, tüm bunları yaşamda bir umut yaratma adına kurgulaması Aşk’ı okuyucuya yaklaştıracak bir değer olmasına zemin hazırlıyor. 

Toni Morrison

Yorumlar