Didem Görkay

Roman, yaşanabilirliği olan olayları işleyen bir metin türüdür. Örgüsüne aldığı kesitler yaşamın bir kesitine tanıklık eden içeriklerle yazılır. Bu açıdan bakıldığında romanların aşina olduğumuz içerikleri yazması makul karşılanılacak bir tutum olur.

Lö Aşk romanıysa içerik olarak bilinen, duyulan ancak Türkiye toplumunca baskılanan ve ötekileştirilen eşcinsel ilişki biçimini işleyen bir roman olarak farklı bir kategoride kendine yer buluyor.

Aşkın, tutkunun, birlikteliğin tek perspektifle algılandığı toplumlarda eşcinselliğin toplumca sorunlu olarak görülmesi bu konunun özneleri olan bireylerin zor yaşam şartlarına sürüklenmesine neden olmaktadır. Mahalle baskıları, dayatmalar ve kimi kez yaşanan kanuni sınırlamalar Lö Aşk’ta da kendini yer yer gösterse de –özellikle ana karakterler Akın ve Mert’in ailelerine bu konuyu açmamaları- karakterlerin güçlü çizimi bu sınırların aşılmasına ve yakın arkadaş çevrelerine kendilerini kabul ettirebilme yeterliliğine yükselmiştir.

İki karakterin bir telefon uygulaması aracılığıyla başlayan ve kısa bir süre sonra ikisinin de beklemediği bir hızda ve istekle ilerleyen ilişkileri yazarın onlara çizdiği kurguyla gayet akıcı bir dille birleşmiş ve karşımıza Türkiye’de belki de böylesi bir içeriği güçlü bir şekilde yazan romanlardan biri olarak çıkmıştır.

Romanlar veya diğer kurgusal metinler her ne kadar tanımı gereği okuyucuya bilgi anlamında bir okuma süreci sağlamaktan uzak olsa da yazıldığı bağlama ilişkin gözlem, yorum ve yaşama dair izler sunmaktadır. Lö Aşk’a bu açıdan baktığımızda eşcinsel bir çiftin yaşama bakışları, gün içi rutinleri, kaygıları, beklentileri, iletişim biçimleri ve diğer önemli süreçleri hakkında biz okuyuculara önemli alımlamalar sağlamaktadır.

Akın ve Mert arasındaki gelgitler, tutkulu sevişmeleri, Akın’ın dizginlenemeyen yaşam doluluğunu Mert’in olgunca karşılayıp ondan kopamaması –her ne kadar roman sonunda ilişkileri bitmiş gibi görünse de- karşılaştıkları sorunları daha önceki deneyimleri sayesinde aşmaları, birbirlerine olan tutkulu aşkları sayesinde arkadaş çevresine kendilerini kabul ettirişleri gibi kurgu parçaları Enki takma adını kullanan yazarın roman örgüsünü kurarken yazma alanı için çokça ayrıntı topladığının ve bunları başarılı bir örgüyle yazdığının göstergesidir.

Akın ve Mert’in içinde oldukları sosyal sınıflar/statüler, kültürel değerleri ve eğilimleri, çıktıkları gezilerdeki edimleri gibi veriler bize aynı zamanda insan davranışlarına yönelik çıkarsamalara ulaşmamızı sağlamaktadır.

Birden fazla kentte geçen romanın ana mekânı İstanbul’dur. İstanbul’un kent yapısını, kültürel öğelerini -en çok da eğlence/gece hayatına dair- bir perspektifle sunan romanda okuyucu ana karakterlerin yaşam zevklerine tanıklık ederken Mert aracılığıyla iş dünyasını gözlemleyebiliyor, Akın ile öğrenci ve genç yaşamına dair ipuçları elde edebiliyor.

Romanın eşcinsel bir çiftin yaşamına odaklanması başlı başına bir sarsıcılık yaratırken buna eşlik eden bir diğer önemli başatlık da romanda büyük bir ustalıkla işlenen ve Mert ile Akın’ın iletişim içeriklerini de yansıyan psikolojik boyuttur. Karşılaştıkları insan tiplerini, kendi sorunlarına çözüm ararken takındıkları tutum ve söylemleri, karakter çözümlemeleri, ilişki içinde oldukları insanlarla olan paylaşımları gibi çokça yön romanın psikolojik alt yapısını oluştururken okuyucuya da insan doğasını ilişkin bir kestirimde bulunmamıza olanak sağlıyor.

Lö Aşk’ı bir tanımlamaya sokmak romanın anlatmak istediği ve anlattıkları düşünüldüğünde sorunlu bir yaklaşım olur. Başat konu olan eşcinsel ilişkiyi güçlü bir şekilde ve açıklığıyla yansıtması, çizilen karakterlerin yerli yerine oturan rolleri, rollerin kendi yaşam döngülerinde oluşturdukları farklı dokuların okuyucuya yansıması, okuyucunun farklı yaşam öykülerine tanıklık etmesine olanak tanımıştır. Mert ve Akın’ın geldikleri farklı sosyo-kültürel özelliklerinin yansıtılması romanı oluşturan diğer bileşenler olarak görülebilir.

Enki’nin Lö Aşk’ı romanını vurucu özelliği olarak akılda kalacak olan yönü Türkiye gibi bir ülkede tabu olarak görülen ve istenmeyen olaylarla karşılaşan eşcinsel bireylerin yaşamını anlatması olarak söylenebilir. Ana akım bu yön ile olurken diğer tüm kurgu parçaları hacimli bir romanın yaratılmasına katkı sağlamıştır. Akın ve Mert’in kavgaları kadar tutkulu ilişkileri de okuyucunun zihninde kalmaya devam edecek.

Yorumlar